TR EN

Filiz Sarı / 2020-01-26

Bugüne kadar en yoğun karşılaştığım sorunlardan bir tanesi “panik atak”tır. Aslında küçük küçük panik atak hastası olma yolunda ilerlerken, vücudumuz bunun sinyalerini verir. Vücudumuz dediysem, aslında vücudumuzda hissettiğimiz, reflekslere sebep olan beynimiz.. 

Temelde panik atak,  aniden ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Peki panik atak belirtileri nelerdir diye bakacak olursak, kişiden kişiye değişkenlik gösterdiğini ilk kural olarak belirtmeliyim. En sık görülen belirtileri ise;

 

  • Göğüs  ağrısı ya da göğüste sıkışma,
  • Çarpıntı, kalbin kuvvetli  ya da hızlı vurması
  • Terleme,
  • Nefes darlığı ya da boğulur gibi olma,
  • Soluğun kesilmesi 
  • Baş dönmesi, sersemlik, düşecek ya da bayılacak gibi olma
  • Uyuşma  ya da karıncalanma
  • Üşüme, ürperme ya da ateş basması ,
  • Bulantı ya da karın ağrısı  
  • Titreme ya da sarsılma 
  • Kontrolünü  kaybetme ya da çıldırma korkusu
  • Ölüm korkusu

 

Peki bunlar neden oluşur? Terapilerde danışanlarımı şaşırtan bir metafor kullanırım. Size de somak istiyorum. “ Diyelim ki ben şuan çantamdan bir silah çıkartsam ve size doğrultsam, vücudunuzda neler olur?” Muhtemelen, kalp atışım hızlanır, terlemeye başlarım, nefes alış verişim değişir, ölümü düşünürüm gibi düşünceler geçiyor aklınızdan.. Panik atak belirtileri ile benzerlik gösteriyor değil mi? Çünkü hiç beklenmedik bir anda, birisi size hiçbirşey söylemeden bir silah doğrulttuğunda, ani  bir korkuyla, kaygıyla yüz yüze kalırsınız. O sırada aklınızdan geçebilecek düşünceleri bir bakın. “ Beni öldürecek mi? Neden bana silah doğrulttu?” Beynimiz, kaygı seviyemizi yükseltecek düşünceler üretmeye başlar. Kaygı ve korku seviyemiz yükseldikçe, buna bağlı olarak vücudumuzun vereceği tepkiler vardır. İşte panik atak geldiğinde kaygı ve korku seviyemiz artmaya başlar. Yani panik atak= silah diyebiliriz bu örnekte. Kaygı, her insanda gerekli düzeyde olması gerekir, aksi halde hayatta kalamazdık : ) Düşünsenize, karşıdan karşıya geçerken hiçbir kaygı duymazsak, yeşil ışığın yanmasını beklemeyiz ve araba geliyor mu bakmadan karşıya geçeriz. Arabanın çarpıp çarmayacağını umursamayız. O yüzden aslında kaygı, hayatta kalmamız için gereklidir. Normalde tam karşıya geçecekken ve yol hakkı bizimken aniden hızla gelen bir araba size çok yakın bir şekilde geçerse kaygı duyarız ve panikleriz değil mi? Yine kalp atışımız hızlanır, nefes alış verişimiz değişir belki terleriz. Yani kaygı seviyemizin artmasına bağlı vücudumuz yine reaksiyona geçer. İşte panik atak sırasında yaşadığımız kaygı da vücudumuzda bazı değişikliklere sebep olmaktadır. Ancak silah ve araba örneğinde, olaydan sonra vücut duyumlarımızı unutuyoruz. Kaygı seviyemiz bir süre sonra normal seyrine geri dönüyor ve vüzdumuzdaki duyumlarda normale dönüyor. Panik atakta ise, sürekli bir atak halinde ve hazır beklediğimiz için, kaygı seviyemizi tam olarak normal seyrine döndüremiyoruz. Zaten sürekli panik atak gelir mi, o anı yeniden yaşar mıyım gibi düşünceleri sürekli düşünüyor insan. Bu da aslında panik atak anksiyetesi oluşturuyor belli bir süre sonra. Sürekli bu anksiyete ile yaşamak zor, biliyorum. Bunu düşünmek istemesenizde engel olamadığınızı da biliyorum, anlıyorum. Ancak size “pembe bir fil gözünüzün önüne getirmeyin, düşünmeyin” desem, gözünüzün önüne pembe bir fil gelecektir. “ Düşünmeyin” dedim oysa : ) Yani panik atağı düşünmeyeceğim dediğiniz her an, aslında onu zaten gözünüzün önüne getirmiş oluyorsunuz. Kaygı seviyesi sürekli normalden yüksekte.. Yani belirtileri göstermeye sürekli hazırsınız : ) Bunun için ne yapmam gerekiyor derseniz, boğazınız ağrıdığında, ateşiniz çıktığında ne yapıyorsanız onu yapmalısınız derim. Hastalandığımız zaman nasıl işin uzmanı olan bir doktora gidiyorsanız, panik atak da ruhunuzun bir hastalığıdır ve doğru uzman, doğru tedavi tamamen ile iyileşme sağlanabilir.